Ahmet Akar 23 Takipçi | 15 Takip
Kategorilerim

Din

Eğitim

Diğer İçeriklerim (736)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)
10 09 2008

ZAMAN NASIL DEĞERLENDİRİLİR?





 

İnsanlar arasında en çok konu edilen kavramlardan biridir zamanı değerlendirmek.

         İyi de nedir bu zamanı değerlendirmek? Zaman nasıl değerlendirilir? Neler yapılmış olursa zaman değerlendirilmiş olur? Bu konuyu biraz eşeleyelim istedim.

         Zamanı değerlendirmek insana özgü olduğuna göre insanın kendisinin veya çevresindekilerin faydalanacağı şeylerle meşgul olması anlamına geliyor herhalde.

         Konu bu kadar basite indirgendiğinde inanan bir insan için en büyük fayda; Ölüm ötesindeki  sonsuz yaşam gerçeğinden yola çıkarak bu yaşam için hazırlık yapmak anlaşılır. Çünkü, o yaşam hem artık geri dönüşü olmayan bir yaşamdır, hem de dünya hayatı diğer hayata göre çok kısadır. Yani zaman çok az, yapılacak çok şey vardır.   Kuran dünya hayatını, Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı. (ANKEBUT/64) Şeklinde tarif etmiş,
         Allahresulü de ; (
Bu dünya bir köprüdür ki, bundan hemen geçesiniz. Bunun tamiri ile uğraşmayıp, yolunuza devam edesiniz.) tavsiyesinde bulunmuştur.

         Bütün bunlar demek oluyor ki zamanı en iyi değerlendirmenin yolu ölüm ötesi için hazırlık yapmak olduğu anlaşılıyor. Üstelik bu dünyadaki yaşamda Allah her türlü ihtiyaç için gerekeni yaptığını bizzat kendisi bildiriyor. (..sizi de, onları da biz rızıklandırırız... Enam/151) . Eh, Allah rızkımıza da kefil olduğuna göre, yok çocuklarımın rızkı, yok ailemin geçim derdi bahaneleri ile hazırlık yapamama bahanemiz de kalmamış oluyor.

         Zamanı değerlendirme aşamasında yönümüzü böylece belirlediğimize göre neler yapabiliriz, birazda onları ele alalım.

         İnandığımız İslam, ilim demektir. İlimsiz, bilimsiz herhangi bir şeyin faydası olmayacağına göre yönelmemiz gereken şey de ilim edinmeye çalışmak olmalıdır.

         Allah; Malı mülkü ben istediğime verir, istediğimden alırım. İlmi ise isteyene veririm diyor.

         Resulü; İlim, Müminin yitiğidir nerede bulursa alır diyor. İlim Çin’de bile olsa gidin alın diyor.

         O zaman bize de ilim peşinde zamanımızı değerlendirmek şart haline geliyor. Zaten farzdır biliyorsunuz.

         Osmanlı döneminde olsaydık, inançla ilgili eğitim ve öğretim, halk içinde oluşmuş Tarikat, tekke ve zaviyelerden temin edilebiliyordu. İnsanlar işten arta kalan zamanlarında buralara giderek, sohbetleri dinleyerek, sorunlarını tartışarak inançları ile ilgili bir alt yapı oluşturabiliyordu. Cumhuriyet dönemine geçildiğinde bu gibi yerlerin halkı tembelleştirdiği, hacı hocaların kendi çıkarları için onları kullandığı görüşü ile kapatıldı. Ne çare ki meydana gelen bu boşluk günümüzde barlarla, cafelerle, diskolarla, gazinolarla, kahvehanelerle doldu.      

         Halbuki yasaklamak yerine dernek hüviyetinde, kontrol edilebilir halde açık tutulabilseydi çok daha faydalı hale getirilebilirdi.

         Tarikatlar kanunla yok edilemezler. Çünkü kuruluş amaçları ve kimliği kişisel değildir. İllegal ilan ederseniz, onlar da yer altına iner. Bu ise cehaleti, agresifliği, bağnazlığı hortlatır. Batıda batıl tarikatlara bile izin verilirken bizde hala tu kaka ilan edilmesini aslında anlamıyorum. Halbuki bunlar Üniversitelerimiz düzeyinde bilimsel araştırmaya alınabilseler, legal bir hüviyete kavuşturulsalar çok daha faydalı olabilirdi.

         Demek oluyor ki bu sayılan mekanlar işimize yaramayacağına göre, zamanımızı değerlendirmeyi başka alanlara kaydırmak gerekecektir.

         Şayet gerçekten inandığımızı düşünüyor ve samimiyetle bu işe eğilmek istiyorsak bilmeliyiz ki her türlü bilgi ve önerinin doğruluğunu test edeceğimiz kesin doğrulara sahip olmamız gerekiyor. Bu doğrular ise Kuran ve hadislerdir.

         Bu güne kadar bildiklerinizi bir kenara koyup Arapça dilini biliyorsanız Arapça, bilmiyorsanız Türkçe mealini mutlaka okumalı ve zihninize perçinlemelisiniz. Ben Elmalının mealini tavsiye edebilirim. Bunun yararı dünya yaşamında en azından o meali gerçekleştiren alimin seviyesinde Kuran’ı anlama imkanına kavuşmaktır. Ancak okuma bilinmese de dinleme yolu ile Kuranın Arapçasını yaşamınızda en az bir kez hafızanıza yüklemeniz gereklidir. Çünkü Ölüm ötesinde, Ruh–Bilinç boyutunda Orijinal kuranın verdiği bilgileri, önerileri aracısız bilme imkanı doğacaktır. Berzah boyutunda inanan bir insan için en önemli yaşam kılavuzudur. Müteakiben hadisleri okumalısınız. Onun için de Kütüb-i Sitte veya Ramüz-ül ehadis ( Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi) önerebilirim.

         Bu aşamaları geçtikten sonra öğrendiklerinizi uygulama devresine girersiniz. Örneğin kimlere iyilik yapılırsa daha fazla yarar sağlayacağınızı, hangi çalışmalardan sonra yapacağınız duaların kabul göreceğini, dilek ve isteklerinizi nasıl ulaşılabilir hale getirileceğini peyderpey yaşayarak şahit olacaksınız.

         Bilgi ve İlme asıl bu aşamadan sonra daha çok bağımlı hale geleceksiniz. Hele öğrendiklerinizi paylaşabileceğiniz bir ortam da bulmuşsanız, daha da artarak bilincinizde yeni ufuklar açılacaktır.

         Tüm bunları yaşarken tek dikkat etmeniz gereken şey; Her an yanlış bir bilgi ile karşılaşabilirim, Dikkat etmezsem bu yanlış bilgi beni ve tüm yaptıklarımı yok edebilir. Nihayetinde ben de bir insanım. Ölçütlerimi her an sağlıklı ve hatırda tutmam gerekir. Diye düşünüp sık sık bu ana bilgileri yenilemek ve Allahtan yardım istemektir. Siz niyetinizde samimi ve içten olursanız, Merak etmeyin Allah’ta sizi koruyacaktır.

         İşte benim zamanı değerlendirmek hakkındaki görüş ve düşüncelerim bunlar. Kendim de aynen bunları uyguluyorum. İlk başlarda biraz zorlansanız da  belli bir süre sonra onlarsız bir hayatı düşünemez hale geliyorsunuz.

         Allah sizleri de, beni de her zaman doğru bilgilere ulaşan, onları hazmeden, yaşamına geçirebilen mutlu kullarından eylesin.

         Allahın selamı ve muhabbeti hepimizin üzerine olsun.

         Her şey gönlünüzce olsun.

 

1170
0
0
Yorum Yaz