Ahmet Akar 23 Takipçi | 15 Takip
Kategorilerim

Din

Eğitim

Diğer İçeriklerim (736)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)
20 01 2010

SOHBET DÜNYASI – 113 – DOĞRU YOLU BULMAK

 

Hicaza doğru gidecek olan biri; Mısıra giden vapura ve ya Şam tayyaresine binip;

- Yol yoldur, tayyare tayyaredir! mâdem yola girdik, bizde tayyâreye bindik, hadi gidelim! Diyemez.

Her tâyyare senin istediğin yere gitmez, senin istediğin yere o yola tayin edilmiş tayyareyle gidersin.Başka tarafa binersen başka tarafa yol alırsın. Sonra bir kere daha o yolu bulamaz, kurda kuşa yem olursun. Onun için yolun doğrusunu aramalısın.

Eğri yol çoktur ama doğru yol bir tânedir. Her girdiğin yol, seni istediğin yere götürür zannetme. Yolların üzerinde nereye gidecekleri yazılan tabelalar vardır. Bakarsın ve gidersin. Millet okuyamasa da çoğu yolların üzerinde cehenneme, bir yolun üstünde de cennete yazar.

Bu asırdaki Avrupa’nın çağdaş şehirleri, meselâ Londra veya Fransa cehennem gibidir. O yollara giden adamın dînini îmanını gözetmesi ve temiz kalması çok nâdirdir. Kanalizasyonları patlamış, yollarından sel suyu gibi pislik akan bir şehre, kim girmeye uğraşırsa batar. Atlayabilse bile pis su üstüne sıçrayacaktır.

Temizlik; temiz iş, temiz yol, temiz şehir...şimdi bulması çok zor. Bu zâhiri pisliklerden başka görünmeyen pislik daha fazladır. Er kişi odur ki o pislik üzerine atılmaz veya pisliğin üzerine batmaz. Dünyanın pisliklerinin içine girmemiş temiz kalanlara ne mutlu!

- Bizim uğraştığımız mesele nedir?

Bize gelen insanların temizleneceğine dâir bir hizmet gösterilmiştir ki Allah’ı zikretmeyen adam temiz olamaz. Lâfza-î celâl yâni: “Allah Allah” lâfı, temiz ağızlardan çıkar. Ağız temiz olmasa çıkamaz ve o temiz nefes senin kalbine rahatlık verir. Pis nefes seni depresyona uğratır.

İlaç her şeyi halletmez. Bu zamandan daha çok ilâç kullanılan devir geçmemiştir. İlâçla yaşayan insanın hayatının tadı kalmaz. Genç insanlara da hastalıklar musallat olmuştur. Gençliğinde hastalanır bütün ömrü boyunca çeker, ömrü zehir zemberek olur. Harama gittiği için üzerine bir belâ düşer ve onu çeker. En sonunda kendini atıp kurtulmak ister.

Eskiden böyle bir şey yoktu. Hiç kimsenin kendini öldürmesini temenni etmesini veya o derecede vaziyete düşmesini istemeyiz. Lâkin günümüzün insanı sabırsız ve her istediği hemen önünde hazır olsun diye alıştırılmıştır. Din terbiyesi olmayan insan her şeyi önünde hazır bulsun ister. Sabrı olmayınca da “böyle hayat eksik olsun” diye kendini asar, vurur, denize atar veya yüksek binâdan aşağı atıverir. Din ve mâneviyatı olmayan birine azıcık sıkıntı geldiğinde dayanamaz ve ölümü seçer.

Ölüm tükenmek demek değildir. Sen ölmekle dünya hayatında tükenirsin ama seni diri tutan rûhaniyetin ölmez. Berzah âlemine yâni kabir ve mezar hayatına iner. Giden kimse rûhaniyetiyle o hayatın ya zevkine ya azabına düşer. Mezarlıktan sessiz bir yer yoktur. Hâlbuki yeryüzünde mezarlıktan daha gürültülü bir yer yoktur. Orada yatanların feryatlarından dolayı diğer sesler hiç kalır. Berzahta azâba çakılmış olan kimselerin ıstırabı insanoğluna duyurulacak olsa yaşayan insan kalmaz. O feryatların tesirinde düşüp kalpleri duruverir ve ölürler. O derecede şiddetlidir.

Bu âhirete âit olan meseledir, onun için insan mâneviyatına dikkat etmese ezilir. Dünyadaki hâdiseler onu ezer, ayağının altında sıfırlar. Her gelen dünyaya aldanmıştır, aldanmayan Peygamberlerdir. Dünyaya en çok aldanan en büyük ahmaktır. Şeytan, îmansızları ve hafif akıllıları aldatır. Şeytan her insanı bir belâya düşürtmek için uğraşır (Allah’a sığındık)

- Şeytandan uzaklaştıran nedir? sıkıntı bastığında ne yapmalıyız?

“Lâilahe illâllah Muhammeden Resûllullah”
dediğinde şeytan hemen kaçar sıkıntı geçer. Biraz sonra gene geldiğinde tekrar Lâilahe illâllah dersen gene kaçar. Şeytan gâfil olan insanın yanına yaklaşır, gözü açık olan adama gelemez.

Günden güne âhirete yaklaşıyoruz ve bir gün bizi bu dünya hayatından çıkarıp, berzah hayatına götürecek olan ölüm meleği gelecektir ve;

- Sana verilmiş olan emâneti ver bakalım.
Diyecektir.

Bizden istenen emâneti eksiltmeden, kırıp dökmeden, harâb etmeden sahibine teslim etmektir. Îmanı berbat eden ve tutar tarafını bırakmayanlar elbette;

“Sana akıl vermişken bizi niye düşünmedin

Diye azarlanacaktır.

Bazen fotoğraf çekerler. Filme baktığında içinde otuz altı filmden bir tanesi bile yansa;

- Yazık oldu nasıl oldu da yaktık,

Diye insan eseflenir ve mahzun olunur. Öyleyse koca bir hayatı yakıp ta Allah’ın huzuruna gelen o zaman ne hale düşer? Hem o zaman insana görsün diye tam hisler verilir. İnsan Cenâb-ı Allah’tan o azarı işitince;

- Sen niye hiç secde etmeyi düşünmedin? Bu inanan insanın yaptığı iş mi?

Demesinin azâbı ve utanması, cehenneme gitmekten fazladır. Herkesin bu dünyadan çıkması muhakkaktır. İş odur ki, dünyadan çıkarken hayatını yakmış olmayasın, yanmış ve ya yanlış filmle dünyadan çıkıp gelmeyesin. İnsanın kendi senelerini inançsız ve ibâdetsiz boşa geçirmesi için ya zâlim ya da deli olması lâzım.

Günde bir defa düşünseydin bu rezâlete duçar olmayacaktın.
Onun için Allah bizi câhillerle beraber etmesin. Bir şey bilen adamla yürü, sana fayda getirmeyecek adamla yürüme, akıl kârı değildir. Kendi zararda olan seni de zarara düşürür. Kendi hastadır ve hıncından der ki;


- Bu da hastalığa tutulsun, bir ben mi hasta olacağım.

Şeytan onları diğerlerinin hayatı zehir olsun diye kullanır.

Gençler, kötü arkadaştan ve gece hayatından yâni yatsı namazından sonra başlayan hayattan uzak durmalıdır. Gece hayatı mümine yakışmaz. Îman ve İslâm hayatı yaşamak isteyen insan gece hayatı yaşamaz. Helâl yolu gözet ve haramdan kaç. Aksi takdirde Allah’ın haramdan niye uzak ettiğini günün birinde kabirde akrep, yılan veya bir ejderha sokup ısırdığında anlarsın.

 

 

Not: Ş.Nazım Kıbrısi hz. sohbetlerinden

300
0
0
Yorum Yaz