Ahmet Akar 23 Takipçi | 15 Takip
Kategorilerim

Din

Eğitim

Diğer İçeriklerim (736)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)
01 11 2007

NAKŞİ TARİKATİNE TEMEL OLAN GİZLİ ZİKİR

 

Hz. Ali bir gün Resulallah’tan; Allah’ın rızasına en uygun yolun ne 0lduğunu sordu. Resulallah hemen cevap vermeyip bu hususta gelecek  vahyi beklemeye başladı. Bunun üzerine Cebrail AS. Allah tarafından gönderilip şöyle dedi,

         - Ey Allah’ın Resulü. Allah’ın rızasına en yakın yol, zikir yoludur. Dedi ve telkin yolu ile “Tevhid kelimesini” üç kere zikretti. Resulallah’ta telkin yoluyla “ Tevhid kelimesini”  zikretti. Üç kere de Hz. Ali’ye telkin yolu ile zikrettiler. Daha sonra da  sahabelerine topluca ve bir kısmına da teker teker Kelime-i Tevhid zikrini telkin edip; “Şimdi küçük cihadı zaferle sonuçlandırdık, büyük cihada başlıyoruz.” Buyurdular.

         Bu hadisten anlaşıldığına göre, Allah’ı zikirle meşgul olmak, nefisle cihad etmek demektir. Nefisle cihad ise en büyük cihaddır. Çünkü nefis Allah düşmanıdır. Onu perişan edip yenmeyince Allah’la dost ve rızasına yakın olamayız.

         Yine Resulallah bir hadislerinde;

         - Ebu Bekir’in sizden üstün oluşu; çok namaz kılması ve çok oruç tutmasından değil, kalbine doldurulan şeyden,(Zikrullahtan) dolayıdır. Buyurmuştur. Bundan Hz. Ebu Bekir’in zikre ne kadar önem verdiğini de öğrenmiş oluyoruz.

         Büyük Veli Abdulhalık Gucduvani Hz. ne Hızır AS. Tarafından Kalbi zikri “ Haps-i Nefs” telkin edilmesinden sonra kendisi ihfa yoluyla ve dille zikri terk edip, kalbi zikre  Haps-i nefs yoluyla zikir uygulamasına devam etti. Yanındakilere ve talebelerine de bu tür zikri telkin etti.

         Tüm bunlardan anlaşılan Kalbi zikir Hızır AS.dan, Nisbet – i zatiye ve Rahmani cezbe  de  Hz. Ebu Bekir’ e bağlanır.

         Gizli zikir esasına dayanan Nakşi tarikatında önce Ruh’un arılaşması, saflaşması esas alınır Cehri zikre dayalı diğer tarikatlarda ise önce nefsin terbiyesi ele alınır.

         Kelime-i Tevhid telkininin faydası; Bununla yüce Allah’ın Zati varlığına ermeye cezbe kazanıp murakabe’ye(Kalbin olgunlaşması, kalbe gelecek sezgileri fark edebilecek hale gelmek) istidatlı hale getirmektir. Çünkü “Allah” ismi şerifi ile maiyet-i zatiye cezbesi elde edilir. Kelime-i Tevhid ile “Kayyumiyet” cezbesi, bununla da murakabe elde edilir. Mûrakabe ile de “fena fillah” a erişilir.  Bu aşamadan sonra ileriki aşamalarda nefsin tehlikelerinden emin olur.

         Şu kesinlikle bilinmelidir. Zikir yapan Allah ismi şerifini zikre devamı sırasında, latifelerde değişik renklerde nurlar, tecelliler görecektir. Bu görülen nurların hepsi geçirilmekte olan latifelerin Nur’u olup hiç birisi ilahi değildir. Bunlar ilahi nurların önünde perdedir. İlahi nurlar bu perdelerin arkasındadır. Bu tecellileri önemseyip oyalanmak zikre devam edeni Allahın tecellilerinden mahrum bırakır

         Her zikredende bu latifelerin nurları görülmeyebilir. Görülmesi de şart değildir. Bazen öyleleri vardır ki daha ilk anda beşeri varlığı hiçlik seviyesine iner. O kimseden siyah bir nur tecelli eder. Bu şeffaf bir siyahlıktır.

         Manası tefekkür edilmeyen zikirden fayda sağlanmaz.

 

         Her şey gönlünüzce olsun.

 

 

Not. Risale-i Behaiyye adlı eserden.

 

6365
0
0
Yorum Yaz